İngilizce Sunum İçin Anahtar Fiiller 25 Kasım 2014

İngilizce sunum konusundaki bir önceki yazımda bazı genel tavsiyeler ve sunumunuzun başlangıç bölümünde faydalanabileceğiniz bazı İngilizce kalıplar paylaşmıştım. Bu yazımda ana dili İngilizce olan konuşmacıların hemen hemen yaptıkları her sunumda duyduğum ama bizlerin yaptığı İngilizce sunumlarda kullanıldığına pek şahit olmadığım 11 tane anahtar fiili aktarmaya çalışacağım.

Bu 11 fiili İngilizce sunumumda kullanmak zorunda mıyım? Olmazsa olmazlar mıdır?

- Hayır, zorunda değildiniz. Mevcut kelime dağarcığınızla da pekala sunumunuzu yapabilirsiniz.

Peki bu fiilleri öğrenmemin bana faydası nedir?

- 3 faydası var:

1. Zaman kaybetmemek için. O anki aktarmak istediğiniz eylemin tam karşılığı olan İngilizce fiili bilmiyorsanız, kendi kelime dağarcığınızda olan ve o fiile yakın anlamdaki başka bir fiili yanına nesne, bağlaç vb. ekleyerek ya da fazladan bir cümle kurarak anlatırsınız. Bu da gereksiz yere uzun cümleler kurmanıza sebep olur. Sunumunuz için size ayrılan süre genelde kısıtlıdır. Size geniş bir zaman verilse dahi dinleyiciler belirli bir süreden sonra odaklarını kaybedecekleri için sunumunuzu optimum sürede bitirmek sağlıklı olacaktır. Bunda dolayı İngilizce sunumda doğru fiili seçmek size zaman kazandırır.

2. Dinleyicilerin sizi doğru anlaması için. İş İngilizcesinde aktif olarak kullanılan fiil sayısı İş Türkçesinde aktif olarak kullanılan fiil sayısından daha fazladır. Zaten bu sebeple ister istemez iş ortamında Türkçe cümlelerimizin içine İngilizce sözcükleri orijinal haliyle ekleriz. Kendi dilini çok seven bir insan olarak böyle olmasını hiç istemem ama bu durumu da anlıyorum. Dolayısıyla, Türkçe fiillerin İngilizce karşılıklarını genellikle tam olarak bulabiliyorken zaman zaman İngilizce bir fiilin Türkçe karşılığını bulamıyoruz. Bu sebeple bazı İngilizce fiillerin anlamlarını bilmeli ve İngilizce konuşurken yeri geldiğinde o filleri kullanmaya çalışmalıyız. Bunu yapmazsak aktarmak istediklerimizi karşı taraf tam olarak anlamayabilir.

3. Dinleyicilerin dikkatini üzerinize çekmeniz için. İngilizce cümlelerinizi sürekli aynı fiilleri kullanarak kurarsanız, bir süre sonra dinleyiciler bundan sıkılacaklardır ve odaklarını kaybedeceklerdir. Sunumunuzu zengin bir kelime dağarcığı ile yaparsanız dinleyicilerin dikkatini çekersiniz.

Yukarıda bahsettiğim fiilleri aşağıda örneklerle açıklamaya çalıştım.

 

 

To outline: Bir konunun genel özellikleri göstermek.

Sunumunuz süresince hangi konularla ilgili genel bilgiler vereceğinizi ya da genel hatlarıyla hangi konulara değineceğinizi dinleyicilerle paylaşıyorsunuz:

Today, I would like to outline three milestones.

I'd like to outline the new policy and give you some practical examples.

To move on: Birşeyi bırakıp diğerine geçmek.

Sunumunuz sırasında bir konuyu tamamladınız, şimdi o konuyla ilişkili diğer bir konuya geçmek istiyorsunuz. Bir konunun alt başlıklarını anlattığınızı düşünün, bir alt başlığı bitirdiğiniz, şimdi diğer bir alt başlığa geçiyorsunuz.

I would like to move on to the next point if there are no further questions.

Let’s move on the next point.

To turn to: Başka bir şeye geçmek.

Bir konuyu tamamladınız, şimdi o konuyla ilişkisi olmayantamamen farklı bir konuya (ilişkili bir konuya geçiyorsanız “move on” fiilini kullanın) geçmek istiyorsunuz:

I would like to turn to something completely different.

Let’s turn now to our plans for next year.

To expand / to elaborate: Ayrıntılandırmak.

Bir konu hakkında daha fazla detay vermek istiyorsunuz:

I would like to expand more on this problem we have had in Ankara.

Would you like me to expand a little more on that or have you understood enough?

I don’t want to elaborate any more on that as I’m short of time.

To digress: Konu dışına çıkmak.

Sunumunuzun konusuyla ilgisi olmayan tamamen farklı bir konuya değinmek istiyorsunuz.

I would like to digress here for a moment and just say a word of thanks to Mehmet for organizing this meeting.

Digressing for a moment, I’d like to say a few words about our problems in Antalya.

To illustrate with: Bir şeyi bir görselle, örnekle ya da karşılaştırma yaparak açıklamak.

Bir konunun dinleyiciler tarafından daha iyi anlaşılması için o konuyu bir örnekle, grafikle ya da bir karşılaştırma yaparak anlatmak istiyorsunuz.

I would like to illustrate this point with an example.

Let me illustrate the point with a little story.

To draw someone’s attention to something: Birinin dikkatini bir şeye çekmek.

Dinleyicilerin dikkatini bir konuya çekmek istiyorsunuz:

I would like to draw your attention to some issues that are concerning market actors and legislators within telecommunications sector.

I would like to draw your attention to a few things.

To go back: (Bir konuya) geri dönmek.

Daha önceden bahsedilen bir konuya tekrar temas etmek istiyorsunuz:

Going back to something I said earlier, the situation in Ankara is serious.

I would like to go back to something Zeynep said in her presentation.

To recap: (Bir konuyu) detaylara girmeden ana hatlarıyla tekrarlamak.

Sunumunuzun sonuna yaklaştınız ve o ana kadar bahsettiğiniz önemli konuları genel hatlarıyla tekrar etmek istiyorsunuz:

I would like to quickly recap the main points of my presentation.

Let me recap quickly on what was said before lunch.

To conclude: Sonlandırmak.

Sunumunuzu son cümlelerinizi paylaşarak sonlandırıyorsunuz:

I would like to conclude by leaving you with this thought ……

If I may conclude by quoting Steve Jobs …….

To hand someone over to someone (e.g., in a group presentation): Sözü bir başka konuşmacıya vermek.

Sunumunuzu bitirdiniz ve sözü bir başka kişiye veriyorsunuz:

I will now hand you over to my colleague Servet.

Now I am going to hand you over to Zeynep to talk in more detail.

 

Cem Oğraş

Fluent English for Professionals